1)UNESCO ‘nun ülkemizin de taraf olduğu 1980 yılında Belgrad’ da yapılan XXI. Dönem Genel Konferansında aldığı Sanatçıların Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararları doğrultusunda ülkemizde de sanat ve sanatçının  statüsünün belirlenmesi ve yaşama geçirilmesi,

 

2)Yürürlükteki Anayasa’nın 64.maddesiyle  sanat ve sanatçılar için getirilmiş olan anayasal koruma ve  desteğinin güvence altına alınması, devam ettirilmesi ve  etkinleştirilmesi

 

 

3)Özgün çalışma koşulları esas alınarak sanatçılar için özel bir sosyal güvenlik sistemi düzenlenmesi ve bu kapsamda;

 

    a)Özgün çalışma koşulları nedeniyle, müzik sanatçılarının yasada belirlenen ileri yaşlardaki emeklilik haklarını elde etmeleri olanaksız derecede zor olduğundan, kamuda çalışan sanatçılara sağlandığı  şekilde özel sektörde çalışan sanatçılara  da Yıpranma ve Erken Emeklilik Hakkı verilmesi,

 

   b)Özellikle ileri yaştaki sanatçılara emeklilik hakkının  sağlanması ve tüm sanatçıların sigortasız geçen geçmiş sigortalı hizmetlerinin telafisi için ivedilikle yeni bir borçlanma yasası çıkarılarak Sanatçılara Borçlanma Hakkı tanınması, borçlanma belgesinin düzenlenmesinde işverenin yanı sıra sendika ve meslek birliği gibi meslek kuruluşlarına da belge düzenleme yetkisi verilmesi,

 

   c)5510 sayılı yasanın ek 6. Maddesi kapsamında kısmi süreli çalışan sanatçılar için öngörülen kısmi sigortalılık uygulamasında işverenlerin belge düzenlemekten kaçınmaları nedeniyle sistem yaygınlaşamadığından  Kısmi Sigorta Giriş Bildirgelerinde İşveren Onayı Kaldırılarak sendika   ve meslek birliği gibi meslek kuruluşlarına belge düzenleme yetkisi verilmesi  ve aylık prim ödeme gün sayısının 20 gün olarak sabitlenmesi,

 

     d)Emekliliğe hak kazanan Bağ-Kur sigortalıları için uygulandığı şekilde sanatçı borçlanması, askerlik borçlanması ve doğum borçlanması yaparak emekliliğe hak kazanan SSK sigortalılarına da Halk Bankası kanalıyla kredi verilmesi, 

     

      e)Kadın sigortalılar için sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler için de doğum borçlanması olanağı getirilmesi,

      

      f)SGK’ na yapılan sanatçı borçlanması, doğum borçlanması ,askerlik borçlanması ve diğer borçlanmalarda tahsil edilen %12 oranında genel sağlık sigortası priminin kaldırılarak  borçlanma prim oranın  %20’ye düşürülmesi,

 

    g)Sigortalıların hiçbir çıkar gözetmeksizin yurt savunmasında er olarak görev yaptıkları askerlik sürelerinin ücret ödenmeksizin sigortalı sayılması,

 

4)Basın ve deniz iş kollarında olduğu gibi, müzik, sinema ve tiyatro dallarında uğraş veren sanatçıların özgün çalışma koşulları doğrultusunda Güzel Sanatlar İş Kanunu  adı altında özel bir yasal düzenleme yapılması,

 

5)Sanat yapıtları ve sanatçılar için, vergi muafiyet ve indirimlerin sağlanması,

 

6)Müzik, sinema ve tiyatro sanatçılarının kültür ve sanat etkinlikleri için yurt dışına çıkışlarında karşılaştıkları vize sorunlarının giderilmesi ve yurt dışına çıkışların kolaylaştırılması,

 

7)Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca yapılan yardımlardan müzik  yapıtları ve müzik sanatçılarının da yararlanması ve sanatçıların işsiz kaldıkları sürelerde sigorta primlerinin karşılanması amacıyla sanatçılar için işsizlik fonu oluşturulması,

 

8)Uluslararası düzeyde  tanınmış sanatçılarca düzenlenecek konserlerle, kültürel faaliyetler kapsamında gerçekleştirilecek günlük yada kısa süreli etkinlikler dışında, yabancı uyruklu müzik ve sahne sanatçılarının ülkemizdeki çalışmalarının yasaklanması,

 

9)Geçimini müzikten sağlayan müzik emekçilerinin çalıştıkları işyerlerinde kaçak olarak çalışan memur ve asker müzisyenlerin yasaya aykırı olan bu çalışmalarının ülkemiz genelinde önlenmesi,

 

10)Sanatçıların Kültür ve Turizm Bakanlığı ve ilgili diğer kamu kuruluşlarınca gerçekleştirilen kültür ve sanat alanındaki hizmet ve etkinliklerden indirimli yararlanmalarının sağlanması,

 

11)Ülkemizdeki mevcut koşullar çerçevesinde güzel sanat dallarındaki örgütlenmelerin yetersiz kalması nedeniyle,  Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde ve ilgili diğer devlet birimlerince gerekli girişimlerin yapılarak sanatçıların dernek, sandık, vakıf, birlik ve benzeri örgütlenmelerinin desteklenmesi ve yaygınlaştırılması,

 

12)Ülkemiz Kültür ve Sanatına katkıda bulunan ve muhtaç duruma düşen sanatçılarımızın koruması amacıyla yerel yönetimler bünyesinde sanatçı yaşam evlerinin  kurulması ve ülke genelinde yaygınlaştırılması, 

 

13)Sanatçıların telif hakları konusundaki yasal düzenlemelerin etkinleştirilerek bu hakkın geliştirilmesi için gerekli çalışmaların yapılması ve tüm sanatçıların telif haklarının korunması,            

 

14)Kültür ve Turizm Bakanlığı ve yerel yönetimlerin öncülüğünde 21 Haziran Dünya Müzik Gününün en etkin ve yaygın şekilde kutlanması,  

 

15)Sanatın ve sanatçının önündeki engellerin kaldırılması, güçlüklerin giderilmesi sanatçıların çalışma ve sosyal yaşamdan kaynaklanan  mesleki ,ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlarının çözümlenmesi, müzik sanatımızın ve müzik sanatçılarımızın dünyaya açılması için uygulanması gereken yol ve yöntemlerin belirlenmesi amacıyla TC Kültür ve Turizm Bakanlığının öncülüğünde ve ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla zaman zaman kurultay ve çalıştay  düzenlenmesi

 

16)Mevcut sendikal sistem çerçevesinde, güzel sanat alanlarında faaliyet gösteren sendikaların toplu sözleşme düzenine geçmesi mümkün olmadığından, güzel sanatlar alanı ayrı bir işkolu olarak belirlenmesi ve meslek sendikacılığına olanak tanınması

 

  • Sanatçıların Sosyal Güvenlik Sorunları 10 - Kısmi sigortalı giriş bildirgesi

    Kısmi sigortalılık uygulamasında, "SGK Giriş Bildirgesi"ni sigortalının üyesi olduğu ilgili meslek kuruluşunun yanı sıra işveren tarafından da  onaylanması esası getirildiğinden, işverenler aktif sigortalılıkta olduğu gibi, büyük bir çoğunlukla, "Kısmi Sigortalı Giriş Bildirgesi"ni onaylamaktan kaçındıklarından ,bu uygulamadan yararlanabilen sanatçı sayısı da çok kısıtlı kalmıştır.

    Bu durum SGK kayıtlarıyla da doğrulanmış olup, Kurum kayıtlarına göre, Ek 6. maddenin yürürlüğe girdiği Mart 2011 ayından bu yana, tüm güzel sanat dallarında faaliyet gösteren

    binlerce sanatçıdan sadece 977 sanatçı kısmi sigortalı olabilmiştir. Yine Eylül 2016 ayı itibariyle kısmi sigorta kapsamındaki sanatçı sayısı toplam 755’dir.

    Sonuç olarak belirtmek gerekirse, sanatçıların sosyal güvenlik sorunlarına  çözüm getirmek amacıyla 6111 sayılı Yasayla 5510 sayılı Yasaya eklenen Ek 6.maddeyle öngörülen kısmi sigortalılık uygulaması da ne yazık ki sanatçıların sosyal güvenlik sorununa çözüm olamamıştır. 

    Kısmi sigortalılık uygulaması sanatçılara avantaj sağlamak amacıyla değil, sanatçılar için sigorta primi ödemek istemeyen film ve özellikle dizi yapımcılarının dönemin başbakanıyla yaptıkları görüşme sonucunda yasalaştırılmış bir uygulama olarak karşımıza çıkmıştır.

    Bu arada ilginç sayılabilecek bir gelişme de , 1978 yılında 2167 sayılı Yasayla kadrosuz olarak köy ve mahalle camilerinde görev yapan imamlarla birlikte sosyal güvence altına 

    alınmak istenen sanatçıların, 6111 sayılı Yasayla getirilen Ek 6.maddeyle bu kez de  ticari taksi, dolmuş ve benzeri nitelikteki şehir içi toplu taşıma aracı sürücüleri ile birlikte aynı madde çerçevesinde kısmi sigortalılık uygulamasıyla sosyal güvence kapsamına alınmalarıdır.

    Sanat çalışması öncelikle yetenek gerektirir. Bir başka anlatımla “sanatçı olunmaz, doğulur” sözü abartı sayılmamalıdır. Müzik alanında başarı için kuşkusuz sadece yetenek yeterli olamaz ve sanat çalışması yıllarca sürebilen ve  sabır gerektiren yoğun ve çileli  bir öğrenim süreci sonunda olgunlaşır.

    Müzik sanatında öğrenme ve çalışma yaşamı çok erken yaşlarda başlamaktadır. Bu sanatçıların fiziksel olarak da yasada belirlenen ileri yaşlara kadar mesleklerini yapabilmeleri mümkün olmadığı gibi,  müzik ve sahne çalışmasında işitselliğin yanı sıra görsellik de büyük önem taşıdığından,  ileri yaşlarda iş bulma ve çalışma olanağı giderek azalmakta olup, bu ve benzeri nedenlerle müzik ve sahne sanatçılarının çalışma hayatı erken yaşlarda sonlanmaktadır.

    Diğer yandan, başta müzik sanatı olmak üzere sinema ve tiyatro gibi sanat alanlarında diğer iş kollarında örneğine rastlanılmayan  ön hazırlık evreleri mevcuttur.

    Ön hazırlık aşamalarında öncelikle icra edilecek eserin bireysel olarak çalışılması söz konusudur. Bu müzik alanında repertuara alınacak (yorumlanacak/icra edilecek eserin) bireysel olarak enstrüman veya ses çalışması, sinema ve tiyatro alanlarında  rol kişiliğinin canlandırılması ve repliklerin ezberlenmesi şeklinde gerçekleştirilir.

    Daha sonra eserin  grup olarak provasının yapılması ve sahnede yorumlanacak hale getirilmesi  aşaması tamamlanır.

    Müzik alanında bireysel çalışma adeta bir zorunluluktur. Bu zorunluluk öncelikle mevcut tekniğin gerilememesinden ve geliştirilmesinden kaynaklandığı gibi, ayrıca sık sık repertuar yenilenmesi ve güncellenmesinden de kaynaklanmaktadır. Yine repertuar güncellemesi nedeniyle müzik alanında grup provaları yoğunluk gösterir.

    Müzik, tiyatro ve sinema gibi sanat dallarında prova işin özüdür. Prova ,yapılacak işin aslına çok benzeyen hazırlığıdır

    Müzik alanında ayrıca sahne çalışmasına başlamadan önce ses ve ışık sistemleri ile müzik enstrümanlarının sahnedeki kurulumu gerçekleştirilir. Kurulumdan  sonra enstrüman akortlarının ve  soundcheck işlemi (seslerin ayarlanması) vb gibi  ön hazırlıkların yapılması zorunludur.

    Açıklanan hazırlık evreleri  yoğun bir çalışma gerektirir ve anılan sanatçıların izleyiciler önünde gerçekleştirdikleri canlı performansların temelini oluşturur.

     

  • Sanatçıların Sosyal Güvenlik Sorunları 9 - Kültür Paketi yasa taslağı

    Dönemin Başbakanı ile  Kültür ve Turizm :Bakanı tarafından 2016 Nisan ayında basın ve televizyonlarda açıklanan ve sanatçılarla ilgili çeşitli düzenlemeleri içeren “Kültür Paketi” Yasa Taslağı kapsamında sanatçılara borçlanma hakkı verilmesini öngören düzenleme de yer almasına karşın, hükümet değişikliğiyle birlikte “Kültür Paketi” gündemden düşmüştür. (85,86,87,88,89,90)

    Sonuç olarak vurgulamak gerekirse, yaklaşık 22 yıldan bu yana ilgili sanatçı meslek kuruluşlarınca sanatçılara yeni bir borçlanma hakkı verilmesi amacıyla yapılan talepler, fazla sayıda sanatçının borçlanma talebinde bulunacağı, bu doğrultuda sanatçı borçlanmalarının Kuruma yük getireceği  ve ödemeler dengesinin bozulacağı gerekçesiyle karşılık bulmamıştır. Oysa, 2002 yılından itibaren ,dönemin hükümetlerince, Bağ-Kur sigortalılarını kapsayan ve bir anlamda borçlanma uygulaması olan “primi ödenmemiş olan hizmet sürelerinin silinerek yada dondurularak tasfiye edilmesi  ve tasfiye edilen hizmetlerin ihtiyaç duyulan kısmının emeklilik zamanında güncel primler üzerinden tekrar kazanılmasını” öngören ve  bir kaç kez yapılan yasal düzenlemeler göz önünde tutulduğunda, sayıları  milyonlarla ifade edilebilen Bağ-Kur sigortalısına  verilen bu hakkın Kuruma getireceği maddi yük dikkate alınmadığına göre, sayıları birkaç bini geçmeyecek sanatçı için verilecek borçlanma hakkının onların yanında devede kulak bile olamayacağı açıktır.

     

    KISMİ SANATÇI SİGORTALILIĞI

     

    Sanatçıların sosyal güvenliğinin sağlanması konusunda son yasal düzenleme 6111 sayılı Yasayla 5510 sayılı Yasaya eklenen Ek 6.maddeyle yapılmış ve “ay içerisinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı ayda 10 günden az olan sanatçıların” 4/A (SSK) kapsamında kısmi sigortalı olarak tescil edilmeleri öngörülmüştür.

    Kısmi sigortalılık kapsamındaki sanatçıların;

    a) 2011 yılı için ayda 18 günlük prim ödemesinin 30 gün sayılması ve  bu şekilde her yıl 1 gün

    artırılarak 2017 yılı itibariyle  24 günlük,2023 ve sonrasında  30 günlük prim ödemesinin 30 gün olarak esas alınması ve işveren hissesi de dahil sigorta primlerinin tamamının sanatçı tarafından ödenmesi,

    b) SSK kapsamında aktif sigortalı olunması ya da Bağ-Kur kapsamında zorunlu sigortalı veya isteğe bağlı sigortalı olunması halinde, kısmi sigortalılığın iptal edilmesi öngörülmüştür. (91,92,93)

    Sanatçıların sosyal güvenlik sorununa çözüm getireceği düşünülen bu uygulama, temelde

    sanatçıların  sosyal güvenlik haklarına ağır bir darbe indirdiği gibi, uygulamada da beklenen 

    yararı sağlayamamıştır.

    Kısmi sigortalılıkla, sanatçıların çalışma saatlerine göre sigortalı sayılmaları ve 7,5 saatlik çalışmanın bir çalışma günü olarak esas alınması öngörülmüştür. Oysa yargı kararları gereğince ,sanat çalışmalarının özelliği nedeniyle 7,5 saat çalışma koşulu aranmaksızın  günlük iş süresinin bir gün sayılması ve bu doğrultuda, bir iş gününün fiilen çalışılan saate göre değil ,işyerine gelinen her günün bir tam çalışma günü kabul edilmesi esas alınmış ve sanat çalışması için yapılan ön hazırlıkların da çalışma saatinden sayılması öngörülmüştür. 

    Buradan da anlaşılacağı üzere, kısmi sigortalılık uygulamasıyla sanatçılar kısmi çalışma kapsamına alınan sanatçılar kazanılmış haklarını kaybetmişlerdir.

    Kısmi sigortalılık konusunda vurgulanması gereken bir diğer konu da, tahsil edilen prim oranlarıyla ilgili olup, bu sigortalılıkta ödenmesi gereken prim oranı ,prime esas kazancın %32 sini oluşturmaktadır. Yani sigortalı, kendi hissesinin yanı sıra işveren hissesini de ödemektedir. Ayrıca iş kazası ve meslek hastalığı  primi tahsil edilmediğinden, kısmi sigortalı sanatçı, iş kazası ve meslek hastalığında SGK desteğinden yoksun kaldığı gibi, hastalığı sırasında çalışamadığı günler için SGK dan  iş göremezlik ödeneği de alamamaktadır. 

    Görüldüğü üzere, kısmi sigortalılık uygulamasında işverene herhangi bir maddi yük getirilmemiş ve tüm maddi koşullar sanatçı  üzerine   yüklenmiştir.

    Bu uygulama nedeniyle oluşan bu hak kayıpları bununla da sınırlı kalmamakta  olup, kısmi sigortalılık süresinde bir gün dahi aktif sigortalı olunması halinde, çakışma tarihinden sonraki  kısmi sigortalılık iptal edilmektedir. Genellikle sonradan fark edilen bu uygulama sonucunda  da sigortalılar telafi edilmesi mümkün olamayan hizmet iptalleri ile karşı karşıya kalmaktadırlar.

  • Sanatçıların Sosyal Güvenlik Sorunları 8 - Sanatçının borçlanma talebi

    SSK’nın en üst biriminde görev yaptığı süreçte, sanatçı borçlanmaları konusunda olumsuz görüş ve açıklamalarda bulunan ve  borçlanma hakkını daraltan her türlü mevzuat düzenlemesinin altında imzası bulunan Kurum görevlisinin, milletvekili seçildikten sonra, sanatçılar için borçlanma kanunu teklifi vermesi, sanatçıların  borçlanma taleplerinin haklılığının dikkate değer bir örneğini oluşturmuştur.

    Başta müzik, sinema ve tiyatro sanatçıları olmak üzere  güzel sanat dallarında uğraş veren sanatçıların çalışma koşul ve süreleri diğer meslek gruplarından farklılık gösterdiğinden, genel sosyal güvenlik sistemi içerisinde bu sanatçıların sosyal güvenliği sağlanamamakta

    ve kayıt dışı çalışma yoğunluk göstermektedir.

    Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar başlıklı 10 sıra  numaralı işkolunun kapsamında bulunan edebiyat, müzik, sinema ve tiyatro alanlarında faaliyet göstermekte olan Yazarlar Sendikası, (Müzik-Sen) Müzik ve Sahne Sanatçıları Sendikası, Oyuncular Sendikası,(Sine-Sen) Sinema Emekçileri Sendikası ve Sinema-Tv Sendikası’ nın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca Ocak 2013-Ocak 2017 döneminde ilan edilen işkolu istatistiklerinde, söz konusu 5 sendikanın toplam üye sayılarının 2013/1. ayda 55,2013/7. ayda 99,2014/1.ayda 127,2014/7.ayda 149,2015/1.ayda 165,2015/7.ayda 295,2016/1.ayda 334,2016/7.ayda 336 ve 2017/1.ayda 334 olması Güzel Sanatlar alanındaki kayıt dışı çalışmanın boyutlarını göstermektedir. (68,69,70 ,71,72,73,74,75,76)

    Nitekim, 22.2.2013 gün ve 2013-11 sayılı SGK  Sosyal Sigorta İşlemleri Genelgesinin 1.3-Sanatçı,düşünür ve yazarlar başlıklı bölümünün üçüncü paragrafında “...sanatçıların çalışma sürelerinin diğer meslek gruplarından farklılık göstermesi ve kayıt dışılığın fazla olması hususları da dikkate alınarak…”ibaresine yer verilerek, güzel sanatlar alanında kayıt dışı çalıştırılmanın yoğun olduğu  Kurumca da kabul edilmektedir.

    Kurumca getirilen kısıtlamalar ve sanatçı borçlanmaları konusunda oluşturulan olumsuz görüşler nedeniyle, Sanatçılara borçlanma hakkı veren 4056 sayılı Yasanın yürürlüğünün sona erdiği 02.01.1996 tarihinden bu yana, gerek 4056 sayılı Yasa ve önceki borçlanma yasalarından kaynaklanan sorunlara çözüm getirilmesi, gerekse geçen zaman içerisinde kayıt dışı çalıştırılmalardan kaynaklanan sigortasız çalışmaların telafisi amacıyla, 1996 yılından bu yana sanatçılara borçlanma hakkı verilmesini öngören yasa teklifleri ne yazık ki kabul görmemiştir.

    Tespit edebildiğimiz kadarıyla 02.01.1996 tarihinden sonra çeşitli milletvekili ve bakanlıklarca hazırlanmış olan yasa  teklif ve taslaklarının listesi aşağıda sunulmuştur:

    1) Akın Gönen yasa teklifi (TBMM başvuru kaydı:28.08.1996-2/435)

    2) Hasan Korkmazcan yasa teklifi (TBMM  başvuru kaydı:01.10.1996-2/440)

    3) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yasa taslağı (77)

    4) Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu Sanatçılara borçlanma hakkı verilmesi ve sanatçıların bir çalışma günün beş gün sayılarak Sanatçıya Kolay Emeklilik  hakkı tanınmasını amaçlayan yasa taslağı dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı

    Murat Başesgioğlu’nun karşı çıkması üzerine yasalaşmamıştır.(Basın Açıklaması:21.11.2004) 

    5) Ak Parti Milletvekili Resul Tosun ve 117 arkadaşı (80)

    6)CHP milletvekilleri Berhan Şimşek; Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti milletvekili ve arkadaşları yasa teklifi:  (TBMM başvuru kaydı:23.11.2005-2/618) 

    7) Ali Rıza Öztürk, Tekin Bingöl ve arkadaşları yasa teklifi (TBMM  başvuru kaydı :30.01.2008-2/149)

    8) Mehmet Sevigen yasa teklifi (TBMM başvuru kaydı:02.11.2009 -2/524)

    9) Sabahat Akkiraz yasa teklifi (TBMM başvuru kaydı:13.02.2012  2/348) (81)

    10) Oktay Vural, Bülent Bendir ve arkadaşları yasa teklifi (TBMM başvuru kaydı: 29.02.2012  2/382)

    11)Sümer Oral, Erkan Akçay ve Erkan Güney tarafından verilen ve TBMM gündemindeki 6552 sayılı torba yasa kapsamında yasalaşması öngörülen borçlanma yasası  önergesi, Komisyonun 30.06.2014 tarihli oturumunda  Hükümet Temsilcisi Adalet Bakanı

    Bekir  Bozdağ’ın karşı çıkması ve SGK Başkan Vekili Cevdet Ceylan'ın “Sokak Çalgıcıları Bile Sanatçı Borçlanması Yaptı Şeklinde” gerçeğe aykırı görüş bildirmesi üzerine Komisyonda reddedilmiş ve TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi mümkün olmamıştır.(82) 

    Bu arada borçlanma yapan sokak sanatçıları ve  bu sanatçılar için borçlanma belgesi düzenlemiş olan meslek kuruluşların kimlikleri  ile bunlar hakkında SGK tarafından yapılan işlemler konusundaki başvuruların, Kurum tarafından düzenli kayıt tutulmadığı gerekçesiyle yanıtlanmadığını özellikle vurgulamak istiyorum.

  • Sanatçıların Sosyal Güvenlik Sorunları 7- Sanatçıların SGK kapsamına alınması

    Sanatçıları SGK kapsamına alınmasını düzenleyen 506 sayılı Yasanın Ek 10. Maddesi de “Bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları, müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşıları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar, düşünür ve yazarlar” şeklinde düzenlenmiş olup, burada da hizmet akdi koşuluna yer verilmemiştir. 

    Ayrıca, yazımızın başlangıcında da kısaca açıklandığı gibi,16 Haziran 2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan 5510 sayılı Yasanın, sanatçıların Kanun kapsamına alınmalarını öngören 4. Maddesi'nin ikinci fıkrasının (b) bendiyle “Bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşıları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlardan, düşünürlerden ve yazarlardan hizmet akdi ile çalışanlar” hükmüne yer verilmişken, 5510 sayılı Yasa yürürlüğe girmeden önce, 8 Mayıs 2008 tarihli Resmi Gazete'de 5754 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değiştirilen 4. Madde'nin ikinci fıkrasının (b) bendi  “Bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşıları içine alan bütün 

    güzel sanat kollarında çalışanlar ile düşünür ve yazarlar” şeklinde yeniden düzenlenmiş ve  halen yürürlükte bulunan bu düzenlemede hizmet akdi ile çalışma koşuluna yer verilmeyerek sanatçıların SSK kapsamına alınmalarını öngören 2167 sayılı Yasanın 14. Maddesi hükmüne dönülmüştür.

    Halbuki, Geçici 80. Madde'nin uygulanması sırasında, 27.06.1995 gün ve 12-64 Ek sayılı Genelge ve 05.07.1995 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3 Seri No’lu Genel Tebliğin 7. maddeleriyle getirilen hizmet akdi koşulu, yargıya yansıyan uyuşmazlıklar sonucunda, yukarıda esas ve karar numaraları belirtilmiş olan Danıştay kararlarıyla iptal edildiği halde, Kurum’un aradan 21 yıl geçtikten sonra yine aynı gerekçeyi göstererek “Yeniden İşlem Tesis Edilmesi” taleplerini reddetmesinin hukuki dayanağı bulunamamaktadır.

    Ombudsmanlığın yeniden işlem tesisi konusundaki tavsiye kararına, SGK tarafından, “borçlanma belgesinde işverenin imzasının bulunmadığı” şeklinde ikinci bir gerekçeyle karşı çıkılmıştır. Oysa, sanatçılara borçlanma hakkı verilmesini öngören 4056 sayılı Yasada örneği Kurumca hazırlanan borçlanma belgelerinin ilgili işveren, birlik, sendika, dernek, sanatsal vakıf kuruluşları veya ilgili kamu kuruluşlarınca düzenlenmesi öngörüldüğü gibi, gerek 4056 sayılı Yasada gerekse borçlanma hakkı öngören 2167 ve 3995 Yasalarda borçlanma belgesinde mutlaka işverenin imzasının bulunması gibi bir zorunluluk getirilmemiştir. Bu nedenle Kurum’un bu uygulamasının yasa hükümlerine ve yerleşik yargı kararlarına uygun olduğu kabul edilemez

    Sanatçılara tanınan borçlanma hakkının uygulanması konusunda karşılaşılan ve yukarıda açıklanan sorunların yanı sıra, sanatçı borçlanmaları konusunda başlangıçtan itibaren düzenli kayıt tutulmadığından, dört ayrı borçlanma yasasına göre borçlanma başvurusunda bulunan ve

    borçlanma hakkından yararlanabilen sanatçıların sayıları Kurumca tespit edilememekte ve bu konudaki sorular cevapsız bırakılmaktadır.

    Buraya kadarki açıklamalarımızdan da anlaşılacağı üzere, sanatçılarımıza yasalarla verilen hizmet borçlanması hakları, SSK/SGK ‘ca adeta burunlarından getirilmiş ,TBMM tarafından sanatçılara verilen borçlanma hakkı, kendisini yasaların üstünde gören Kurumca daraltılarak bu hakkın kullanılması adeta “eziyete” dönüştürülmüştür.

    Sanatçı borçlanması konusundaki bu acı gerçeklere karşın, ilgili ve yetkililerce kamuoyuna yapılan açıklamalarla  borçlanma yapan sanatçı sayıları konusunda olağanüstü büyük rakamlar telaffuz edilerek sanatçıların borçlanma talepleri aleyhinde kamuoyu oluşturulmaya çalışılmıştır.

    Çeşitli gazetelerde yayımlanan ve sayısı yüzlerle ifade edilebilen basın açıklaması, Bakanlık ve Kurum yetkililerinin borçlanmalar konusundaki olumsuz düşünce ve tavırlarının somut örneklerini oluşturmakta  olup, bu konudaki örnekler çoğaltılabilir.

  • Sanatçıların Sosyal Güvenlik Sorunları 6 - Borçlanmada yargı kararları

    Yargı kararlarına karşın, SSK’nın olumsuz tavrını aynen devam ettirmesi sonucu, aynı veya benzeri gerekçelerle borçlanma talebi reddedilen sanatçıların bir kısmı da adli yargı yoluna başvurarak borçlanma haklarını yargı kararlarıyla elde edebilmişler, ancak yargıya başvurmayan büyük bir çoğunluk ise borçlanma haklarından yoksun kalmışl ardır. 

    Yaklaşık üç yıl sonra yargı kararlarının sanatçılar lehine oluşturduğu hükümler doğrultusunda, SSK tarafından düzenlenen Genelgeyle, borçlanma talepleri Kurumca reddedilenlerin  borçlanma taleplerinin yeniden incelenmesine karar verilmişe de, uygulamada yargı kararları ve genelge hükümleri çerçevesinde sanatçılar lehine sonuç alınması mümkün olamamış ve genelgenin uygulanması kağıt üzerinde kalmıştır.

    Sanatçıların “borçlanma çilesi” bununla da sona ermemiş ve Kurum aleyhine açtıkları davalar 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonra sonuçlanan sanatçılar bu kez de 5510 sayılı Yasanın 41.maddesi engeline takılmışlardır. 

    Zira , anılan  41. madde kapsamındaki borçlanmalar için ödenmesi gereken prim tutarının yüzde 32 oranı üzerinden hesaplanması öngörüldüğünden, sanatçı borçlanmaları bu madde kapsamında yer almadığı halde, Kurum aynı uygulamayı sanatçı borçlanmalarına da teşmil etmiştir.                                                                                                                      Bunun üzerine, yine yargıya yansıtılan uyuşmazlıklar sonucunda, sanatçı borçlanması uygulamasının 41.madde kapsamında  yer almadığı  ve bu nedenle sanatçı borçlanması primlerinin malullük yaşlılık ve ölüm sigortaları prim toplamı olan yüzde 20 oranı üzerinden hesaplanması gerektiği yargı kararlarıyla hüküm altına alınmıştır.

    Bu emsal kararlara rağmen, Kurum uygulamasında ısrarlı olmuş ve karar kapsamındaki sigortalılar hariç diğer sanatçılar için yüzde 32 oranı uygulamasında ısrarını sürdürmüştür.

    Nihayetinde sorunun Kamu Denetçiliği Kurumu Başkanlığına (Ombudsmanlık) intikal ettirilmesi sonucunda, Ombudsmanlık Kararıyla, sanatçı borçlanmalarında ödenmesi gereken prim tutarının yüzde 20 oranı üzerinden hesaplanması gerektiği konusunda verilen tavsiye kararı üzerine, SGK, ilgili Genelgede sanatçılar lehine gerekli düzeltmeyi yaparak  sanatçı borçlanması prim oranını yüzde 20 ye düşürmüştür.

    Sanatçı borçlanması konusunda Kurumla sanatçılar arasında oluşan uyuşmazlıklar yukarıda açıklananlarla sınırlı kalmamış, borçlanma talepleri idarece yapılan inceleme sonucunda ya da herhangi bir işlem yapılmaksızın reddedilen, ancak Kurum aleyhine dava açmayan sanatçıların borçlanma taleplerinin ne şekilde çözüme kavuşturulacağı yeni bir uyuşmazlık konusu olmuştur.

    Ombudsmanlık kararı doğrultusunda SGK tarafından yeniden düzenlenen ve yukarıda söz edilen Genelgede “mahkeme kararı olmaksızın borçlanma müracaatında bulunan sigortalıların borçlarının da yüzde 20 oranı üzerinden hesaplanması” öngörülmüşken, Genelgede yer alan  bu açık hükme karşın, mahkeme kararı olmaksızın borçlanma başvurusunda bulunan sanatçıların borçlanma taleplerinin Kurumca reddedilmesi üzerine, Kamu Denetçiliği Kurumu Başkanlığına yapılan başvurular sonucunda, Ombudsmanlıkça  “…Danıştay’ın iptal ettiği Genelge ve Tebliğ hükümlerine göre yasal süresi içerisindeki sanatçı borçlanması talepleri reddedilenlerin mahkemelere başvurup lehe karar aldıkları ve İdarenin bu kararlara uyduğu gözetildiğinde şikayet başvurucularının dava ekonomisi göz önüne alınaraktan taleplerinin Kurumca yukarıdan beri açıklanan mevzuat uyarınca tekrar inceleme ve araştırma yapılarak; sonucuna göre makul sürede mağduriyetlerinin giderilmesi için yeniden işlem tesisi Konusunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına (SGK) tavsiyede bulunulmasına…” şeklinde karar verilmiştir.

    Ombudsmanlık Kararı da Kurumun sanatçı borçlanmalarına karşı yaklaşık 21 yıldır sürdürdüğü olumsuz tavrı değiştirememiş ve Ombudsmanlık Kararı  doğrultusunda, tekrar 

    inceleme ve araştırma yapılarak; sonucuna göre makul sürede mağduriyetlerinin giderilmesi için yeniden işlem tesisi  konusunda yapılan başvurular;

    1) Borçlanılmak istenilen sürelerde hizmet akdine dayalı olarak çalışılması ve bunun  kayıt ibraz edilerek kanıtlanması gerektiği,

    2)Borçlanma belgesinde işverenin imzasının bulunmadığı  şeklinde gerekçe öne sürülerek reddedilmiştir.

    Oysa ,sanatçılara borçlanma  hakkı veren 4056 sayılı Yasada  (506/Geçici 80.madde) hizmet akdi koşuluna yer verilmemiştir.

  • Sanatçıların Sosyal Güvenlik Sorunları 5 - 4056 sayılı yasaya göre borçlanma

    Önceki üç borçlanma yasasından kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla, 8.12.1994 gün ve 4056 sayılı Yasayla sanatçılar için dördüncü kez borçlanma düzenlemesi yapılmıştır. SSK,  başlangıçta, herhangi bir kısıtlama getirilmeksizin düzenlenen genelge ve yasa hükümleri çerçevesinde, 4056 sayılı Yasaya göre yapılan borçlanma  taleplerinin büyük bir çoğunluğunu kabul etmiş ve borçlanma yoluyla aylık bağlanmasına hak kazanan sanatçılara emekli aylıkları bağlanmıştır. (32)

    Ancak Kurum, daha sonra başvuruların öngörülenden fazla olduğu gerekçesiyle, önceki üç borçlanmadaki olumsuz tavrına dönüş yaparak  ,sanatçılara yasayla tanınan borçlanma hakkını tebliğ, genelge, genel yazı ve iç emirlerle daraltmıştır.

    Oysa,4056 sayılı Yasadan yararlanmak üzere SSK’ na  başvuran sanatçı sayısı toplam 14004 olup, önceki üç borçlanmadan kaynaklanan borçlanma taleplerine ek olarak geçen zaman içerisinde  kayıt dışı çalıştırılan  sanatçıların da başvurduğu göz önüne alındığında, başvuru sayısının fazla olmadığı düşünülmektedir. (33)

    Bu doğrultuda; genelge ve genel tebliğle getirilen kısıtlamalarla;

    a) Örneği Kurumca düzenlenen borçlanma belgesi değiştirilmiş ve bu değişiklikten önce  Kuruma borçlanma  belgesi verenlerin de yeniden borçlanma talebinde bulunmaları,

    b) Yasada öngörülenin aksine bir düzenlemeyle, borçlanma belgelerinin öncelikle işverence düzenlenmesi ve ancak işverenin bulunamaması ,işverenin hayatta olmaması, mirasçılarının bulunamaması ,işyerinin kapanmış olması ve borçlanma sürelerinin 11.07.1978 tarihinden önceki süreye ilişkin olması durumunda bu belgelerin meslekle ilgili birlik, sendika, dernek, sanatsal vakıf veya ilgili kamu kuruluşları tarafından düzenlenmesi,

    c) Sanatçıların “11.07.1978 gün ve 2167 sayılı Yasayla bu tarihten itibaren  SSK kapsamına alındığı ve bu tarihten sonraki çalışma sürelerinin zorunlu olarak sigortalı olması gerektiği, bu nedenle 11.07.1978 tarihinden sonraki borçlanma sürelerinin hizmet akdine dayalı olması ve bu tarihten sonraki  süreler için borçlanma belgesi düzenleyen işverenler hakkında, öncelikle sigortasız işçi çalıştırmış olmalarından dolayı (işverenlere borçlanma belgesi düzenlememeleri konusunda adeta  gözdağı verilerek) o tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre işlem yapılacağı” belirtilerek borçlanma hakkı önemli ölçüde daraltılmıştır.

    Yasaklamalar bununla da kalmamış ve SSK Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığınca Teftiş Kurullarına gönderilen İç Emirle, Lise ve Üniversitede geçen öğrencilik yılları ile çakışan borçlanma taleplerinin de kabul edilmemesi konusunda müfettişler  talimatlandırılmıştır. (37) 

    Bu arada öğrencilik süreleriyle çakışan borçlanma talepleri konusunda önemli bir ayrıntıyı vurgulamak istiyorum. Borçlanma kapsamında yer alan müzik ve sahne sanatçılarının çalışmalarının neredeyse tamamı gece yapılmakta olup, bu sanatçıların gündüz eğitimlerini sürdürmelerine bir engel yoktur. Kaldı ki gündüz çalışan memur ve işçilerin devam mecburiyeti olmayan üniversitelerde okuyarak tahsillerini devam ettirebildikleri hususu ülkemizin somut bir gerçeği iken, gece çalışan müzisyenlerin lise ve üniversite yıllarındaki borçlanma taleplerinin kabul edilmemesi hayatın olağan akışına aykırıdır.

    Nitekim, bu düzenlemelerden sonra, tüm borçlanma talepleri müfettiş soruşturmasına  alınmış ve yapılan soruşturmalar sonucunda, başvuruların büyük bir çoğunluğu reddedilerek, aylık bağlananların emekli aylıkları kesilmiş yapılan maaş ödemelerinin faiziyle birlikte icra yoluyla tahsili cihetine gidilmiştir. Buna ek olarak bir kısım sanatçının borçlanma talebi hiçbir işlem yapılmaksızın Kurumca reddedilerek borçlanma belgeleri iade edilmiştir.(38,39)

    Bu gelişmeler üzerine, idari ve adli yargıya yapılan başvurular sonucunda ,Danıştay ve (YHGK)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla 12-64 sayılı Ek Genelge ve 05.07.1995 tarihli Tebliğin borçlanma hakkını daraltan hükümlerinin iptaline karar verilmiştir.

    GELECEK YAZI: Borçlanmada yargı kararları

  • Sanatçıların Sosyal Güvenlik Sorunları 4 - 2959 Sayılı yasaya göre borçlanma

    17.11.1983 gün ve 2959 sayılı Yasayla  yeni bir borçlanma düzenlemesi yapılarak 450 sanatçının aylıklarının yeniden bağlanıp mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlanmış ve bu nedenle, 2959 sayılı Yasayla getirilen borçlanma hakkından sadece 506 sayılı Yasanın 2167 sayılı Yasayla Değişik Geçici 8. maddesine göre borçlanma başvurusunda bulunan sanatçılar yararlanabilmiş, bunlar dışında kalanların borçlanma hakkından yararlanmaları mümkün olmamıştır.(19,20,21) 

     3395 Sayılı Yasaya Göre Borçlanma

    Gerek önceki borçlanma yasalarından yansıyan gerekse sosyal güvenlik kapsamına  alındıktan sonra da süregelen kayıt dışı çalışmalardan kaynaklanan sorunlar nedeniyle,  yakınma ve sızlanmalarının devam etmesi üzerine, 20.06.1987 gün ve 3395 sayılı Yasayla sanatçılara yeni bir  borçlanma hakkı verilmiştir.

    Ancak sanatçılara yasayla verilen borçlanma hakkına, SSK tarafından düzenlenen genelge ve genel yazılarla, yasada yer almayan önemli kısıtlamalar getirilmiş ve borçlanma hakkı önemli ölçüde daraltılmıştır. 

    Getirilen kısıtlamalarla;

    a)2167 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 11.07.1978 yılında 30 yaşını, başka bir deyişle   11.07.1987 tarihinde 39 yaşını doldurmamış olan sigortalıların,

    b)On yıldan (3600 günden) fazla süreler için yapılan borçlanma taleplerinin 

    kabul edilmemesi  öngörülmüştür.(22,23)

    Bu kısıtlamalar nedeniyle, borçlanma talebi reddedilen sanatçıların adli yargı yoluna başvurmaları sonucunda, (30 /39) yaş  ve 10 yıl koşulları yargı kararlarıyla iptal edilmiş ve yargıya başvuran sanatçılar borçlanma haklarını elde edebilmiştir.                      4/21

    Borçlanma başvuruları  yapılıp  Yasanın yürürlük tarihinin sona ermesinden  yaklaşık 11 ay sonra, SSK , 06.12.1988 tarihli Genel Yazıyla getirdiği kısıtlamayla,   bu kez  de, yargı kararlarıyla kabul edilmesi hüküm altına alınmış olan borçlanma talepleri de dahil olmak üzere, 11.07.1978 tarihinden sonraki süreler için borçlanma yapılamayacağı şeklinde kısıtlama getirmiş ve 11.07.1978 tarihinden sonraki süreler için yapılmış bulunan borçlanma talepleri reddedilmiştir.(25)

    Bunun üzerine, aynı sigortalılar ikinci kez yargıya başvurmak durumunda kalmışlar ve borçlanma haklarını ikinci kez  yargı kararlarıyla elde edebilmişlerdir. Ancak yargıya başvurmayan sanatçıların bu borçlanma haklarını kullanmaları mümkün olmamıştır. (26,27,28,29,30,31)

    SGK nezdinde yapılan girişimlere rağmen,3395 sayılı Yasaya göre borçlanma hakkından yararlanmak üzere başvuran sigortalı sayısı öğrenilememiştir. Bununla birlikte, SSK’na yaklaşık 2  bin ile 4 bin sanatçının borçlanma başvurusunda bulunduğu, ancak yukarıda açıklanan uygulamalar nedeniyle bu başvuruların çok  büyük bir çoğunluğunun Kurumca  reddedildiği haricen öğrenilmiştir.

  • Sanatçıların Sosyal Güvenlik Sorunları 3 - Sanatçılar "kalıcı" güvenlik istiyor

    Geçen hafta köşe yazımda Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay'ın, "Müzik ve sahne sanatları alanında çalışan sanatçıların çalışma ve sosyal güvenlik koşullarının özel düzenlemeler gerektiğini" sözlerini hatırlatmıştım. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından (DOBGM),  kurum için yapılan yasa taslağında balerinlerin 38, baletlerin ise 43, kadın opera ve koro sanatçılarının 50, erkek opera ve koro sanatçılarının ise 55 yaşında emekli olmasına ilişkin düzenleme yaptığı basında yer aldı. Kamuda çalışan sanatçılar için getirilmek istenen bu düzenlemeler, özel sektörde çalışan müzik ve sahne sanatçılarının "5510 Sayılı Yasa"da belirlenen emeklilik koşullarını yerine getirebilmelerinin çoğunlukla mümkün olamayacağını ve mevcut sistem kapsamında emeklilik haklarını elde etmelerinin adeta şansa kaldığını göstermektedir.

    Bu genel değerlendirmenin ışığında, müzik ve sahne sanatçılarının sosyal güvenlik ve çalışma yaşamından kaynaklanan sorunlarını ve sonuçlarını ve bu konulardaki çözüm önerilerimizi açıklamaya çalışacağız.

    Yapılan yasal düzenlemeler, sanatçıların sosyal güvenliklerinin sağlanması konusunda  beklenen yararı sağlayamamış ve sanat çalışmalarının özgün koşulları nedeniyle ,genel sosyal güvenlik sistemi çerçevesinde sanatçılarımızın etkin ve kalıcı bir sosyal güvenlik sistemine kavuşturulmaları mümkün olamamıştır. 

    Bu nedenle, sanatçıların SSK kapsamına alınmasından önceki sigortasız çalışmalarının  telafi edilmesi amacıyla ilki 2167 sayılı Yasayla getirilen   hizmet borçlanması düzenlemesi  soruna çözüm getirmekte yeterli olmamış ve bu düzenlemeden sonra da zaman zaman borçlanma yasalarına ihtiyaç duyulmuştur. 

    Bu doğrultuda 17.11.1983 kabul tarihli 2959 sayılı,  20.06.1987 kabul tarihli  3395 sayılı ve 08.12.1994 kabul tarihli 4056 sayılı yasalarla sanatçılara üç kez daha hizmet borçlanması

    hakkı verilmiş ve 2959 sayılı Yasayla yapılan düzenleme dışında, sanatçılar için getirilen üç ayrı borçlanma yasasında da;

    BORÇLANMA TALEPLERİ ÖRNEĞİ

    Borçlanma belgelerinin ilgili işveren, birlik, sendika, dernek, sanatsal vakıf kuruluşları veya ilgili kamu kuruluşunca usulüne uygun bir şekilde düzenlenmesi öngörülmüştür.

    Ancak  söz konusu üç borçlanma uygulamasında da sanatçılara kanunla verilen borçlanma hakkı SSK tarafından tebliğ ve genelge, iç emir, genel yazı  gibi idari düzenlemelerle önemli ölçüde daraltılmıştır. Bu nedenle borçlanma talebinde bulunan sanatçıların büyük bir çoğunluğu borçlanma haklarını ancak yargı kararlarıyla elde edebilmiştir.

    Bu yazımızda, mevcut sosyal güvenlik sisteminden kaynaklanan sorunların çözümü ve  borçlanma haklarını elde etmeleri yolunda sanatçılarca verilen mücadelenin kapsamlı olarak anlatılmasının sanatçıların borçlanma taleplerinin haklılığının kavranması açısından yarar sağlayacağına inanıyorum.

    2167 SAYILI YASAYA GÖRE

    Sanatçıların SSK kapsamına alınmasını amaçlayan 29.06.1978 kabul tarihli ve 2167 sayılı Yasayla, 1978 yılı itibariyle Türkiye genelinde sayıları 70 binle 100 bin arasında tahmin edilen sanatçının yasa kapsamına gireceği öngörülmüş ve 506 sayılı Yasanın 2167 sayılı Yasayla değişik  geçici 8'inci maddesiyle de, yasadan önceki sigortasız hizmetlerin telafisi için sanatçılara da borçlanma hakkı tanınmıştır. Söz konusu geçici 8. maddeyle getirilen borçlanma hakkından, uygulamada ileri yaştaki 450 sanatçı yararlanabilmiş ve bu sanatçılara yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Ancak 506 sayılı Yasaya 2167 sayılı Yasayla eklenen geçici madde hükümleri arasındaki çelişki nedeniyle, bu sanatçılara bağlanan aylıklar iptal edilmiş ve yapılan maaş ödemelerinin tahsili için yasal işlem başlatılmıştır. 

    Gelecek yazı: 2959 Sayılı Yasaya Göre Borçlanma

    Mehmet Çırıka

  • Sanatçıların Sosyal Güvenlik Sorunları 2 - Sanatçılar ve SGK yasası

    Ülkemizdeki sosyal güvenlik sistemini yeniden kurgulayan ve Sosyal Güvenlik Reformu olarak adlandırılan 5510 sayılı Yasanın 31.5.2006 kabul tarihli  ilk düzenlemesinde, sanatçıların sigortalılığı konusunda 2167 sayılı Yasada yer almayan “hizmet akdine dayalı olarak  çalışma” koşulu getirilmişse de, sanatçıları adeta sosyal güvenlik sisteminin dışına iten bu koşul,  5510 sayılı Yasa yürürlüğe girmeden önce 17.4.2008 gün ve 5754 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle kaldırılmış ve  tekrar 2167 sayılı Yasadaki düzenlemeye dönülmüştür. Ancak mevcut sosyal güvenlik sisteminin sanatçıların sosyal güvenliğinin sağlanmasında yetersiz kaldığını özellikle vurgulamayı yararlı görüyorum. (10,11)

    Gerek 506 sayılı Yasayla gerekse 01 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasasıyla getirilmiş olan sosyal güvenlik sistemi, özgün çalışma koşulları nedeniyle, sanatçıların, özellikle de müzik ve sahne sanatçılarının sosyal güvenliklerinin sağlanmasında yeterli olamamakta ve bunun doğal sonucu olarak özel sektörde görev yapan müzik sanatçıları için emeklilik çoğunlukla hayal olmaktadır.

    Yürürlükten kaldırılan 506 sayılı Yasa koşullarında dahi emeklilik haklarını ancak borçlanmalar yoluyla elde edebilen müzik ve sahne sanatçılarının,5510 sayılı yasayla getirilen yaş, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı koşullarını yerine getirerek emeklilik haklarını elde etmeleri neredeyse imkansıza dönüşmüştür. Zira müzik ve sahne sanatları alanında mesleğe küçük yaşlarda başlanılması ve erken yaşlarda bırakılması adeta bir zorunluluk olup, bu sanat dallarının yasada  öngörülen ileri yaşlarda sürdürülebilmesi çok güç, hatta nerdeyse olanaksızdır.

    Örneğin, çalışabilmeleri fiziksel görüntü ve performansa dayalı olan oryantal ve revü sanatçılarının 60-65 yaşlarına kadar iş bularak çalışabilmeleri ve mevcut yasal düzenleme kapsamında emeklilik hakkına ulaşabilmeleri çoğunlukla mümkün olmayacaktır.

    Yine mesleğe çok küçük yaşlarda başlaması gereken bir ses sanatçısının, nefesli saz çalan bir müzisyenin ve benzeri fiziki performansa dayalı sanat faaliyetinde bulunan tüm diğer müzik ve sahne sanatçılarının yasada öngörülen ileri yaşlara kadar çalışabilmeleri fiziksel açıdan mümkün olmadığı gibi, işitselliğin yanı sıra görselliğin de önem taşıdığı bu iş kolunda zaten iş bulmaları da kolaylıkla mümkün olmamaktadır.

    Nitekim 5434 sayılı TC Emekli Sandığı Yasası’nın 32.maddesiyle kamuda görev yapan Devlet Tiyatrosu sanatçılarına ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası müzisyen ve şeflerine yılda 3 ay fiili hizmet zammı verilmiş olması, özel sektörde çalışmakta olan sanatçılar için özel düzenleme yapılması konusundaki talebimizin haklılığının bir göstergesidir                                                                                                                                          

    Kaldı ki, iş kolunun özelliği nedeniyle, müzik sanatçılarının büyük bir çoğunluğu yılda ortalama 5-6 ay süreyle çalışabilmekte ancak bu çalışmalar da, iş kolunun özelliği, özgün çalışma koşulları, SSK/SGK ‘nın yetersizliği, denetimsizlik ve benzeri nedenlerle çoğunlukla kayıt dışı kalmaktadır.

    Bunu göz önünde bulunduran dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay,18.05.2010 tarihli Akşam Gazetesinde yayınlanan açıklamasında, kamuda çalışan sanatçılar konusunda “35-40 yaşından sonra bale ve halk oyunları sanatçıları sahnede zorlanıyor,35’ten sonra

    65’e kadar 30 sene çalışmadan maaş ödüyoruz…Biz onlara 45’ten sonra uygun koşullarla bir emeklilik sağlamak için çalışıyoruz” şeklinde açıklamada bulunmuş ve buna ilaveten 17.01.2012 tarihinde Flash Haber’de yayımlanan bir diğer basın açıklamasında ise, özel sektörde çalışan sanatçıları sosyal güvenlik sistemi içine alacak yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu belirterek, ''Onları örgütlemeye, sosyal güvenlik ağına katılmaya da özendirmek gerekiyor. Bu konuda bir çalışma yapıyoruz. Umuyorum bu yıl olumlu adımlar atarız'' diyerek ister kamu ister özel sektör olsun müzik ve sahne sanatları alanında çalışan sanatçıların çalışma ve sosyal güvenlik koşullarının özel düzenlemeler gerektirdiğini özellikle vurgulamıştır.

    Mehmet ÇIRIKA

  • Sanatçıların sosyal güvenlik sorunları-1

    Sanatçıların sosyal güvenlik ve çalışma yaşamından kaynaklanan sorunları

    Bu yazı, sanatçıların etkin ve kalıcı bir sosyal güvenlik sistemi kapsamına alınmaları ve sanatçılara borçlanma hakkı verilmesi konularındaki haklı talepleri karşısında yasama ve yürütme organlarının kayıtsızlığı ile ilgili bakanlık, devlet kurumları ve kamuoyunda oluşan haksız önyargıların giderilmesine bir nebze de olsa katkı sağlamak amacıyla hazırlanmış olup, bu yazıda, sanatçıların başlangıçtan itibaren sosyal güvenlik ,hizmet borçlanması ve çalışma yaşamından kaynaklanan sorunları ve çözüm önerilerimiz ayrıntılı olarak incelenecektir.

    Sanatçıların Sosyal Güvenlik Kapsamına Alınması

    Ülkemizdeki sosyal güvenlik sisteminin gelişmesi ve yaygınlaşması sürecinde; kamu görevlileri için Emekli Sandığı, işçi statüsünde çalışanları kapsayan (SSK) Sosyal Sigortalar Kurumu, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanların sosyal güvenlik kurumu olan (Bağ-Kur) Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu ve özel statüde çalışanlar için özel emekli sandıkları kurulmuştur.

    Sosyal güvenlik sistemindeki bu gelişmelere karşın, güzel sanat dallarında uğraş veren sanatçıların sosyal güvenlikleri uzunca bir süre belirsiz kalmıştır.

    Bu belirsizlik nedeniyle, sanatçılarımız sosyal güvenlik şemsiyesinden yoksun kalmış ve kamuoyunca tanınan bir çok ünlü sanatçımız dahi, ömürlerinin son yıllarını yoksulluk ve sefalet içerisinde geçirmiştir. Sanatçıların yaşam koşullarını gösteren aşağıdaki örneklere yüzlercesini daha eklemek olanaklıdır.(1,2,3,4,5,6,7,8) 

    Nihayet 11 Temmuz 1978 tarihinde yürürlüğe giren 2167 sayılı Yasayla 506 sayılı Yasaya eklenen Ek 10 uncu madde ile “Bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan; film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar ile düşünürler ve yazarlar” SSK kapsamına alınmışlardır. 

    Bu arada söz konusu Ek 10.maddenin TBMM’de yasalaşma sürecinde oluşan ilginç bir gelişmeye de kısaca değinmek istiyorum.

    Ek 10.maddenin TBMM Plan (ve Bütçe) Komisyonunda görüşülmesi sürecinde, ana muhalefet partisi milletvekillerince verilen önerge ile, kadrosuz olarak köy ve mahalle camilerinde görev yapan din görevlilerinin de kapsama alınması için madde metninin “Bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan; film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları, müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar ,düşünürler ve yazarlar ile kadrosuz olarak köy ve mahalle camilerinde görev yapan din görevlileri bu kanun hükümlerine tabidirler. Yukarıdaki fıkrada sayılan uğraşı alanlarına kimlerin gireceği, diğer ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşların görüşleri de alınmak suretiyle Sosyal Güvenlik, Kültür ve Turizm ile Din İşleriyle İlgili Devlet Bakanlığı ile birlikte saptanır” şeklinde düzenlenmesi öngörülmüş ise de Komisyonda yapılan oylama sonucunda önerge kabul görmemiştir.(9)

    Mehmet ÇIRIKA

  • Sanatçının Statüsüne İlişkin UNESCO Tavsiye Kararı (1)

    27 Ekim 1980 

    İzleme 

    Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu Genel Konferansı, 23 Eylül-28 Ekim 1980 tarihli Belgrad toplantısının 21. oturumu, 

    Kurumun amacının, kendi anayasasının 1. Maddesi şartlarına uygun olarak, Birleşmiş Milletler Bildirgesi tarafından ırk, cinsiyet, dil ya da ilişki (bağlantı/ilinti) ayrımı gözetilmeksizin tüm dünya insanları için teyit edilen adalet, hukuk egemenliği, insan hakları ve temel özgürlüklere olan evrensel saygının daha ileri düzeye taşınabilmesi için milletler arası işbirliğini sağlayarak eğitim, bilim ve kültür aracılığıyla barış ve güvenliğe katkı sağlamak olduğunu hatırlatarak, 

    Devamını oku...
  • MÜZİK VE SAHNE SANATÇILARINA BORÇLANMA VE ERKEN EMEKLİLİK HAKKI VERİLMELİDİR !

    -Mevcut sosyal güvenlik sistemi çerçevesinde ve Devletin anayasal görevini   yerine getirememesi nedeniyle başta müzik ve sahne sanatçıları olmak üzere sinema ve tiyatro sanatçılarının sosyal güvenliği sağlanamamaktadır.

     

    -Bu nedenle sosyal güvenlik haklarını ancak zaman zaman çıkarılmış olan sanatçı borçlanması yasalarıyla elde edebilmektedirler.

    Devamını oku...
  • MESLEKİ YETERLİLİK BELGESİ UYGULAMASI

    Sendikamızca, (MYK)Mesleki Yeterlilik Kurumu Başkanlığına yapılan başvuru ve alınan yanıt üzerine, ses ve saz sanatçıları ile müzik gruplarının meslek standardının hazırlanarak işbirliği protokolünün imzalanması ve sektör komitelerinin teşkil edilmesine yönelik teknik çalışmalara başlanılmıştır.

    Bu doğrultuda,5544 sayılı Kanun kapsamında Ulusal Meslek Standartlarının Hazırlanması Hakkında Yönetmeliğin 7/2 Maddesine uygun olarak ses, koro ve saz sanatçılarının “ulusal meslek standartlarının” işbirliği içerisinde hazırlanması amacıyla, Kültür ve Turizm Bakanlığı, TRT Genel Müdürlüğü, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Bilkent Senfoni Orkestrası ve Borusan Filarmoni Orkestrası Müdürlükleri nezdinde gerekli girişimlerde bulunulmuştur.

    Mesleki Yeterlilik Belgesi uygulamasına geçilmesiyle;

    1)Mesleki Yeterlilik Belgesi olmayanların konaklama ve eğlence işyerlerinde ve müzikli etkinliklerde çalışmaları mümkün olmayacağı,

    2)Belgesi olmadan çalışan ve bunları çalıştıranlar para cezası ödemek dorumunda kalacakları,

    3)Bu şekilde memur müzisyen ve solistlerle ülkemizde kaçak olarak çalışan yabancı müzisyen ve solistlerin yasa dışı bu çalışmaları önlenebileceği,

    4)Bilgisayar teknolojisi kullanmanın ve klavyeden bas, bateri, bağlama vb. gibi enstrümanları çalmanın önüne geçilebileceği ve gruplardaki eleman sayısının artabileceği,

    5)Bütün bunların sonucunda gerçek müzik emekçilerinin iş alanları genişleyebileceği öngörülmektedir.

    NOT: Görüş, öneri ve eleştirilerinizi müBu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adresimize elektronik posta olarak göndererek çalışmamıza katkıda bulunabilirsiniz.

     

  • SGK DOLANDIRICILIĞINA DİKKAT ! MÜZİK –SEN ÜYELERİNE ÖNEMLİ DUYURU!

    Son günlerde özellikle inşaat ve gıda şirketi altında bir takım  naylon şirketlerin sigortalı göstermek vaadiyle müzik sanatçılarından prim tahsil ettikleri öğrenilmiştir.

    1)Gerçek prim miktarından düşük prim alarak sigortalı göstermek vaadine dayanan bu uygulama  dolandırıcılık amaçlıdır.

    2)Bu tür bir uygulama, sosyal güvenlik sahteciliğinin  yanı sıra  nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamında girdiğinden, bu duruma düşenler ayrıca Türk Ceza Kanunu kapsamında savcılık takibatına da uğramaktadırlar.

    3)Nitekim bir çok üyemiz bu şekilde dolandırılmışlar ve önemli ölçüde mağdur olmuşlardır.

     

    Üyelerimizin ve tüm müzik sanatçılarının bilgisine sunulur.

  • ANAYASA MADDE 64:

  • MÜZİK-SEN’İN AMAÇ VE FAALİYETLERİ

    1)MÜZİK-SEN NEDİR ?

     

    (MÜZİK-SEN) 2821 sayılı Sendikal Yasası kapsamında ,İşkolları Tüzüğünün 25 sıra numaralı Konaklama ve Eğlence Yerleri başlıklı işkolunda faaliyet gösteren bir meslek sendikasıdır.

     

    Müzik-Sen’in Kuruluş Tarihi: 5 Eylül 1989

             

    2)MÜZİK-SEN’İN AMAÇLARI NELERDİR ?

     

    MÜZİK-SEN;

    Üyesi müzik ve sahne sanatçılarının mesleki,ekonomik,sosyal,

    kültürel hak ve çıkarlarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla faaliyet göstermektedir.

    Devamını oku...
  • KÜLTÜR PAKETİ KAPSAMINDA,BAŞBAKAN,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI İLE KÜLTÜR VE TURİZM BAKANINA İLETİLEN MÜZİK-SEN SENDİKASI’NIN ÖNERİLERİ

    1)UNESCO ‘nun ülkemizin de taraf olduğu 1980 yılında Belgrad’ da yapılan XXI. Dönem Genel Konferansında aldığı Sanatçıların Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararları doğrultusunda ülkemizde de sanat ve sanatçının  statüsünün belirlenmesi ve yaşama geçirilmesi,

     

    2)Yürürlükteki Anayasa’nın 64.maddesiyle  sanat ve sanatçılar için getirilmiş olan anayasal koruma ve  desteğinin güvence altına alınması, devam ettirilmesi ve  etkinleştirilmesi

     

    Devamını oku...
  • SGK ,BORÇLANAN SİGORTALILARA ZAMANDA YOLCULUK YAPTIRIYOR !...

    5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 41 inci maddesinde doğum yapmış kadınların doğum borçlanmalarına, askerlik borçlanmalarına, ücretsiz izin sürelerinin borçlanmasına, doktorluk ve uzmanlık öğrenim süreleriyle avukatlık stajı borçlanmalarına, sigortalı bir işte çalışırken tutuklanan veya gözaltına alınanların tutukluluk ve gözaltı sürelerinin borçlanmasına, grev ve lokavtta geçen sürelerin borçlanmasına, hekimlerin fahri asistanlık sürelerinin borçlanmasıyla seçim yasaları gereği görevlerinden istifa edenlerin istifa ve seçim tarihini takip eden aybaşına kadarki sürelerinin borçlanmasına yer verilmiştir.

    Devamını oku...
  • ÇAKIŞAN HİZMETLER KONUSUNDA SGK UYGULAMALARI

    Sendikamız üyelerinin önemli bir çoğunluğu Kısmi Sanatçı Sigortalılığı ve İsteğe Bağlı Sigortalılık kapsamında sosyal güvenliklerini sağlamaya çalışmaktadırlar. Ancak uygulamada hizmet çakışması gerekçesiyle  bir kısım  sigortalılık süreleri iptal edilmekte ve bazı üyelerimiz telafisi güç ağır maddi kayıplara uğramaktadırlar. 

    Devamını oku...
6.png5.png6.png1.png0.png
Bugün37
Dün59
Bu Hafta96
Bu Ay614
Toplam65610

1
Kişi Sitede

17-12-12